M+ PSİKOTERAPİ     Klinik Psikolog ve Psikiyatrist İşbirliğinde Terapi Ortamı, Ankara 05067644000

 
M+ Psikoterapi Sitemize Hoşgeldiniz..

Panik Bozukluk: Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

GSM: 0 (506) 764 40 00

GoogleMap

Panik Bozukluk: Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

Psikolojik Testler- Panik Bozukluk Testi

Panik bozukluk testi kişiyi ilk gören hekimin panik bozukluk ve diğer psikiyatrik durumların tanısını koymasını kolaylaştırmak amacıyla geliştirilen KıSA anketinde yer almaktadır. KıSA anketinin geçerlik-güvenirlik çalışması Sn. Çorapçıoğlu A., ve arkadaşları tarafından yapılmıştır. Testte panik atak durumundan çok panik bozukluk hastalığı araştırılmaktadır.

(M+ Psikoterapi’ye başvuracaksanız toplam sonucu Başvuru Form’u çıktısına kaydedin)



Soruyu okuyun ve size en yakın gelen yanıtın yanındaki KUTUCUĞU işaretleyin



Ad-Soyad: ...................................................


Tarih: ......................................................



    EVET

   HAYIR

Son 1 Ay içinde bir iç sıkıntısı nöbetiniz oldu mu? (Birdenbire ortaya çıkan korku yada panik)


       

       

Böyle bir durum daha önce olmuş muydu?


       

       

Bu nöbetler, sıkıntılı ve gergin olmadığınız bir zamanda da, birdenbire hiç ortaya çıktı mı?


       

       

Bu nöbetler size aşırı sıkıntı veriyor mu ya da nöbetlerin tekrarlayacağından endişe eder misiniz?


       

       

En son sıkıntı nöbetiniz sırasında nefes darlığı, ter basması, kalp çarpıntısı, baş dönmesi ya da baygınlık hissi, karıncalanma ya da uyuşma, bulantı ya da mide rahatsızlığı hissettiniz mi?


       

       

Tüm Yanıtlar "EVET" mi =

Panik Bozukluk Testi- Sonuçları Yorumlayın

Bu test doğrudan panik bozukluğu araştırmaktadır.

Tüm sorulara evet yanıtı verdiyseniz Panik Bozukluk tanısı alma olasılığınız % 80’nin üstündedir. Tüm sorulara evet yanıtı vermediyseniz Panik Bozukluk tanısı alma olasılığınız düşüktür.

NOT: Panik atak pek çok psikiyatrik hastalıkta görülebilir. Panik bozukluk tanısı için atakların çoğunlukla birden bire, ortada birşey yokken çıkması önemlidir.

Panik Bozukluk: Tanı Mantığı ve Genel Bilgi

Panik atakları insanların % 3-6’sında görülürken batılı kaynaklarda panik bozukluğunun görülme sıklığı % 1-3 olarak belirtilmektedir. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Raporunda 12 aylık dönem esas alınarak yapılan sıklık tespitinde, panik bozukluğu ve/veya agorafobi sıklığı toplam % 1 olarak bulunmuştur; bunların hekime başvurma oranı % 34.5 olup, diğer tüm psikiyatrik hastalıklardan daha yüksektir. Panik ataklarının şiddetli ve korkutucu fiziksel semptomlarla seyretmesi hekime sık başvurmada en önemli etken gibi gözükmektedir.

Panik Atak, Panik Bozukluğu ve Agorafobi; Belirtiler

Panik atağı hastayı hekime ve çoğu kez de acile taşır. Hasta, ani bir “nöbet” tanımlarlar. Kimi zaman bu nöbet hastaları uykularından kaldırabilir. Semptomlar başladıktan sonraki ilk 10 dakikada maksimum şiddete ulaşır; dakikalar içinde geçer, bir saatten uzun sürme olasılığı çok azdır. Nöbet esnasında hasta tipik olarak “panik” içindedir.

Acil görünümlü ya da acile başvuracak şiddette bir “nöbet” geçirdiğini ifade eden bir hastada, aşağıdaki semptomların en az dördü nöbet esnasında mevcut ise, panik atağı düşünülür;

  • - Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme
  • - Terleme
  • - Titreme
  • - Nefes darlığı, boğulacağım hissi
  • - Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi
  • - Bulantı, karın ağrısı
  • - Baş dönmesi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi hissetme
  • - Derealizasyon (çevrenin yabancı gerçekdışı olduğu hissi)
  • - Depersonalisayon (vücuduna yabancı, dışında imiş gibi hissetme)
  • - “Çıldıracağım” korkusu
  • - Ölüm korkusu
  • - Vücudun çeşitli yerlerinde uyuşma ve karıncalanma
  • - Üşüme, ateş basması
  • <h1>M+ Psikoterapi, Panik Bozukluk, panik atak, agorafobi belirti, tedavi, bilgi Ankara</h1>

    Panik atağı semptomları aritmiler, myokart infarktüsü, serebral iskemi, tirotoksikoz, astma gibi organik nedenlerle ortaya çıkabildiğinden, bu olasılıklar klinik ve gerekirse laboratuar incelemelerle ekarte edilmelidir. Panik atağı ayrıca pek çok ilaç tarafından indüklenebilir; atak öncesi reçeteli ya da reçetesiz satılan ilaçlardan kullanılıp kullanılmadığı öğrenilmelidir.

    Panik atağı her zaman panik bozukluğu tanısına işaret etmez; depresyon, fobiler dahil pek çok psikiyatrik hastalık esnasında da görülebilir ve bu hastalıklara özgün ek özellikler saptanarak ayırıcı tanıya gidilebilir.

    Panik bozukluğunun temel özelliği, çoğu kez nedensiz başlayan panik ataklarıdır. Hasta, aniden, örneğin otobüste ya da uykusunda, yukarıda sayılan pek çok semptomu yaşar. Semptomlar müdahaleyle ya da müdahalesiz kısa sürede geçer. Atak şiddetli ve korkunç bir deneyim olarak hatırlanır ve bireyde “ya tekrarlarsa” kaygısı ortaya çıkar. Yaşantısını bu kaygı çerçevesinde planlamaya çalışır. Agorafobi semptomları da tabloya eklenirse, kişi, atak geldiğinde yalnız ya da kaçamayacağı ortamlara girmeme; tek başına sokağa çıkmama ya da evde tek başına kalamama; camide ya da sinemada çabuk çıkabileceği yerleri tercih etme gibi günlük yaşantısını ve işlevselliğini belirgin olarak kısıtlayan davranış örüntüleri gösterir.

    Bu hastalar semptomlarının şiddeti nedeniyle hemen her zaman hekime başvurmalarına rağmen, çoğu kez, özellikle de atak esnasında rastlanabilen taşikardi, tansiyon yükselmesi gibi bulgular varsa panik bozukluğu tanısı atlanabilir. Aslında bu hastaların semptomlarının “psikiyatrik” olduğuna ikna edilmeleri de güçtür.

    Hastalara, ve çoğu kez yakınlarına da, bu hastalığın göğüs ağrısı, çarpıntı vb. gibi belirtilerle seyretmesine rağmen hastalığın özünde hastanın tarif ettiği yoğun sıkıntının yer aldığı belirtilmelidir. Sıkıntı tedavi edildiğinde diğer belirtilerin de yatışacağı vurgulanmalıdır. Hastalara yaşadığı “nöbetin” korku ile benzerliğinin gösterilmesi ve hastalığın beyindeki korku ile ilgili merkezlerin, korkacak bir şey yokken kendi kendine çalışmaya başlamasının bu semptomları oluşturduğunun söylenmesi pek çok hastada yararlı bir yaklaşımdır. Tekrar nöbet gelirse kaygısı ile ortaya çıkan sokağa tek başına çıkmama gibi davranışların aslında kaygıyı arttıran ve kuvvetlendiren davranışlar olduğuna da dikkat çekilmelidir.

Panik Bozukluk: Tedavi ve Terapi


Panik bozukluğu, çoğu kez, depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları ve alkol ve madde alışkanlılığı ile komorbidite gösterir; tedavi planlanırken bu özellik de gözönüne alınmalıdır.

Bu hastalara atak esnasında ne yapmaları gerektiği dikkatlice tarif edilmelidir.

Atak esnasında hastanın genel olarak yapması gerekenler;

Olduğu yerde kalmalı ve toplamı en fazla bir saat süren atağın geçmesini beklemelidir

Dikkatini bulunduğu ortamdaki eşyalara vb ve sıkıntıyı kontrole yöneltmeli; fiziksel belirtilerinden uzaklaştırmaya çalışmalıdır

Kendisine, “bu kalp krizi değil; panik atağı. Korku merkezim kendiliğinden çalışmaya başladı; yakında geçer; daha önce de geçti” gibi telkinlerde bulunmalıdır.

Aşırı derin nefes alma (hiperventilasyon) panik semptomlarını arttırır; bu semptomu olan hastadan “nöbet” geçene kadar bir torbaya soluması istenmelidir.

Her atak başında saate bakması ve sonlandığında ise ne kadar sürdüğünü bir yere kaydetmesi istenmelidir; saatler gibi gelen atak süresinin yalnızca dakikalar olduğunu görme sonraki ataklarda hastanın direncini arttıracaktır

Sigara yakma, alkol alma gibi önlemlerin atağın geçmesini sağlayamayacağı gibi şiddetlendirebileceği de belirtilmelidir.

İlaç tedavisi atak sıklığı fazla olan, işlevsel kaybı yüksek olan, komorbidite saptanan hastalarda düşünülmelidir.

Benzodiyazepin’lerden Alprazolam (Xanax 0.5 ve 1 mg), SSRI’lardan Paroksetin (Paxil 20 mg), Sertralin (Lustral 50-100 mg), Venlafaxin (Venegis, Efexor 75-150 mg) gibi ilaçlar “panik bozukluğu” için çift kör plasebo kontrollü ve geniş vaka serili araştırmalarını tamamlamış ilaçlardır. Diğer SSRI’ların ve pek çok diğer ilacın da panik bozukluğunda etkili olduğuna ilişkin kuvvetli veriler vardır.

Klinik uygulamada SSRI’lar ilk tedavi seçeneğidirler. Fluoxetin (Prozac) belirgin anksiyojenik etkisi nedeniyle SSRI’lar arasında son tercih iken, başta paroxetin olmak üzere diğer SSRI’lar depresyon için etkin dozlarda, panik bozukluğunda da etkilidirler. Bu ilaçlar bazı olgularda, tedavinin özellikle ilk haftalarında anksiyeteyi arttırabildiklerinden, yarım tabletle tedaviye başlanması, yetersiz kalırsa ve tolere edilmiş ise 1-2 hafta sonra dozun tam tablete çıkılması önerilmektedir. Olguların büyük çoğunluğunda, kısa sürede yeterli yanıt alınır.

Alprazolam ve Klonazepam (Rivotril 2 mg) günde 2-3 seferde toplam 1-4 mg dozda ağır ve sık atak geçiren olgularda tedaviye eklenebilir. Bu ilaçlar ilk hafta içinde etkili olmalarına rağmen, tedavinin 2-3 ayından sonra haftada % 25 doz azaltması yapılarak 4 haftada kesilmelidirler. Bu ilaçların uzun süre kullanımı ile gelişen tolerans ve alışkanlılık riski kullanımlarını kısıtlamaktadır. Ayrıca, benzodiyazepinlerin hızlı azaltılması ile ortaya çıkan çekilme belirtileri panik atağı semptomlarına benzemekte ve hastaların bu semptomları kontrol etmek için tekrar benzodiyazepin almaları ise alışkanlılık riskini arttırabilmektedir. Her iki ilaç da bırakılınca kullananlar kendilerini “keyifsiz” hissetmektedirler. Bazı hastalar, semptomları tedavi ile kontrol altına alındıktan sonra bile, “şart olan durumlarda kullanmak üzere yanlarında” bir benzodiyazepin tableti taşırlar. alışkanlılık riski düşük hastalarda böyle bir uygulamaya izin verilebilir.

İlaç tedavisi semptomlar kontrol altına alındıktan sonra 8-12 ay devam ettirilmelidir. Panik bozukluğunun % 30-90’ı ilaç tedavisi sonlandırıldığında nüks etmektedir. Risk benzodiyazepin kullanmış olanlarda ve çekilme belirtileri yaşayanlarda en fazladır. Tedavisi kesilecek hastalar yüksek nüks olasılığı hakkında uyarılmalıdır.

2015 Prof. Dr. Atilla Soykan

  • twitter
  • Google plus
  • Google plus
  • Facebook
  • twitter

Psikiyatrik ve psikolojik sorunların değerlendirilmesi için bir psikiyatrist veya klinik psikolog ile görüşülmesi şarttır. Bu sitede yer alan psikiyatri, psikoloji ve evlilik - aile terapıileri ile ilgili tüm yazılar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı, tedavi veya başka herhangi amaçla kullanılamaz. Öte yandan, bu siteden elde ettiğiniz veriler değerlendirilme sürecinizde yararlı olabileceğinden, psikiyarist ya da klinik psikolog ile olan görüşmenize götürmenizi tavsiye ederiz. Klinik Psikolog, Evlilik-Aile Terapisti ve Psikiyatrist'ten oluşan M+ Psikoterapi ekibimiz, psikiyatrik ilaç tedavisinden çok bilişsel davranışçı terapi, hipno-terapi ve aile terapisi odaklı psikoterapi yaklaşımlarını kullanmaktadır